|
Seçim
sisteminin siyasi istikrar istemeyen bir sistemde işe yaramayacağını
belirten TÜSİAD Başkanı Tuncay Özilhan, ‘‘Ama eğer niyet siyasi
istikrarı sağlamaksa, seçim sistemi bunun yolunu açmada önemli bir
rol oynayabilir’’ dedi.
Türk
Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Başkanı Tuncay
Özilhan, 2002'nin ‘‘krizden çıkış yılı’’ olabilmesi için, siyasi
istikrarın sağlanarak güven ortamının geçici değil sürekli olacak
şekilde yaratılması, siyaset kurumunun ‘‘sorun yaratan değil çözüm
üreten’’ bir yapıya kavuşturulmasının şart olduğunu söyledi. Özilhan,
‘‘Seçim sistemi, siyasi istikrarı tesis etme arzusu olmayan bir
sosyal sisteme, elbette hiçbir katkıda bulunamaz. Ama eğer niyet
siyasi istikrarı sağlamaksa, seçim sistemi bunun yolunu açmada önemli
bir rol oynayabilir’’ diye konuştu.
Siyasal sistemin yenilenmesinde, önceliğin Siyasi Partiler Yasası
ve seçim sisteminde gerekli değişikliklerin yapılmasına verilmesini
isteyen Özilhan, Türkiye'de ekonominin siyasetten ayrı düşünülmesi,
ayrı ele alınmasının mümkün olmadığını vurguladı. ‘‘Çünkü sağlıklı
işleyen bir ekonomi, mutlaka istikrar istiyor. İstikrarın sağlanmasının
yolu da siyasetten geçiyor’’ diyen Özilhan, siyasi reformların Türkiye
gündemine gelmesini, siyasi istikrarın sağlanması için atılmış önemli
bir adım olarak değerlendirdi.
TÜSİAD tarafından hazırlatılan ‘‘Seçim Sistemi ve Siyasi Partiler’’
araştırması, seçmenlerin yüzde 80'inin değişiklikten yana olduğunu
gösterdi.
Sosyal Araştırmalar Merkezi'ne (SAM) hazırlatılan ve Anadolu Endüstri
Holding A.Ş, Çukurova Holding A.Ş, Doğan Holding A.Ş, Doğuş Holding
A.Ş, Eczacıbaşı Holding A.Ş, Koç Holding A.Ş ve Sabancı Holding
A.Ş'nin maddi katkılarıyla gerçekleştirilen anket, TÜSİAD'ın bu
yöndeki çalışmalarını ilk aşaması.
Tuncay Özilhan'ın verdiği bilgiye göre, ikinci aşamada, TOBB-TÜSİAD
ve TİSK'in hazırlayacağı öneriler TESK, işçi sendikaları, SİAD Platformu
ve Sektörel Dernekler Platformu'na takdim edilecek. Özilhan, ‘‘Böylece
hem seçmen tercihlerini yansıtan, hem de sivil toplum örgütlerinin
desteğine sahip olacak bir seçim sistemi ve Siyasi Partiler Yasası
taslağının, siyasi partilerimiz tarafından da kabul edilebilir bir
öneri olacağını düşünüyoruz’’ dedi.
Partilerin hiçbiri halkı temsil etmiyor
TÜSİAD'ın anketinden çıkan sonuçlar şöyle:
ÊSeçmenlerin yaklaşık 3'te 2'si genellikle belirli bir partiyi destekledikleri
ve onu iktidarda görmek istedikleri için oy kullanırken, 3‘te 1’i
ise ‘‘daha kötülerin iktidarından sakınmak için kötülerin iyisine’’
oy vermekte.
Ülkenin geleceğinde etkili olabileceği inancıyla oy kullanan seçmenlerin
oranı yarıdan biraz fazla. Buna karşılık görüşülen kişilerin 4‘te
1’i genellikle yalnızca yasal zorunluluk olduğu için sandık başına
gitmekte.
Her 5 seçmenden 4'ü seçim sisteminin kötü yada çok kötü işlediği
kanısında. Çok kötü işliyor diyenlerin oranı yüzde 49, kötü işliyor
diyenlerin oranı yüzde 29.8.
Seçmenlerin yüzde 72'si koalisyonların başarılı olamayacağı kanısında.
Ancak yüzde 63'lük bir kitle de tek parti iktidarına şans vermiyor.
Türkiye'nin bir süre daha koalisyonlarla yönetileceğni kesin gözüyle
bakanların yüzde 66'sı da başarı ihtimali görmemekte.
Ankete katılanların yüzde 89'una göre, bugünkü sıkıntılar arasındaki
en önemli sorun ‘‘siyasi partilerin sadece partiye yakın kişilerin
çıkarlarını savunmaları, iş takibi yapmaları.’’ Bunu yüzde 86 ile
izleyen sorun, ‘‘Hükümetlerin oy kaybetmemek için kıt kaynakları
bol keseden dağıtması.’’ Yüzde 85 ile üçüncü sırada yer alan sorun
ise ‘‘Siyasi partilerin artık halkı temsil etmemesi.’’
İstanbul
Hüriyet, 27
.12.2001
|