| |
Dünya Ticaret Örgütü, kimsenin diğerine "öteki" muamelesi
yapmamasını hedefliyor. Dopingsiz hangi hızla koşuyorsan, dünya
ticaretinde o kadar varsın. Tarım da aynı.
Türk tarımı yeni dönemde tarihi bir sınav verecek
Dünya Ticaret Örgütü'nün 31 Temmuz tarihinde aldığı kararlar Türkiye
tarımını yakından ilgilendiriyor. Eğer bu örgüte ve aldığı kararlara
"Fransız" kalırsak, dünya tarım ticaretinin dışına düşmeye
mahkûm oluruz.
Karadeniz kıyılarını gezenler bilirler, Trabzon-Rize arasında kıyıyı
takip ederken, bir restoranın bin beş yüz metre "geride"
kaldığını bildiren bir pano vardır... "Bilmem ne restoran bin
beş yüz metre geridedir" Türkiye'nin ve dünyanın genel gidişatını
okumak ve bu gidişata göre tavır almak konusundaki duruşumuz da
Karadeniz'deki restoran ilanına benziyor... "Değerlendirmeniz
gereken gelişme ve buna göre almanız gereken tavır bin beş yüz metre
geride kalmıştır." Dünya Ticaret Örgütü'nün (DTÖ) 31 temmuzu
1 ağustosa bağlayan gece aldığı kararların değerlendirilmesi de
böyle oldu... Dünya Ticaret Örgütü'nün en çetrefil iki dosyasından
birini tarım, diğerini ilaç oluşturuyor. Tarımla ilgili kararların
piyasa şartlarında işleme noktasına taşınması çok zorlu bir yoldan
geçerek gelişiyor. Dünya Ticaret Örgütü tarım konusunda 2001 yılından
beri sonuç alamıyordu. 2001 yılında Daho'da yapılan toplantıda tarım
konusunda ortak bir çözüme varamayınca toplantılar 2003 yılına kadar
ertelendi. Dünya Ticaret Örgütü 2003 yılında Meksika'da yeniden
toplandı. Ancak toplantı fiyasko ile sonuçlandı. Eğer bu kez de
bir çerçeve anlaşma imzalanmasaydı işler iyice sarpa saracaktı.
Neyse ki böyle olmadı. Tarım ticaretinin piyasaya uyum sağlaması
için bir "çerçeve anlaşma" imzalandı. Şimdi bu çerçeve
anlaşmasının içi, gelecek yıl eylül ayında Hong-Kong'da yapılacak
toplantıda doldurulacak. Bu kısa yazı dizisinin amacı, yeryüzünün
genel eğilimi ışığında Dünya Ticaret Örgütü'nü, örgütün aldığı son
kararları ve bunun Türk ekonomisine etkilerini değerlendirmek...
'HIZ ÇAĞINDAYIZ'
Çağımız hız çağı... Bugün birisine "dün gece uyuyamadım"
dediğiniz vakit, onu sadece bir tek cümle olarak algılıyor. Ardında
sekiz saatlik bir çilenin yattığını duymuyor. O sekiz saatlik çilenin
ardında ise ne gibi bir huzursuzluk olabileceğini ise hiç merak
etmiyor. Aşağı yukarı her konu böyle... Dünya Ticaret Örgütü'nün
bir ağustosta açıklanan kararını da, "dün gece uyuyamadım"a
gösterilen duyarsızlıkla sadece bir cümle gibi algılanacak konuma
düşürmemek lazım... Dünyanın dünden gelen, bugünü kapsayan ve yarına
doğru uzanan bir istikameti var... Dünya Ticaret Örgütü'nü ve onun
kararlarını böyle bir süreçten gözlemek gerek... Z a t e n Türk
tarımı için alınması gereken acil önlemleri de o gidişat zorlamakta...
Geçenlerde, bir başyazar çok içten bir şekilde "Daha doğrusu
günlük hay huyumuz içinde Dünya Ticaret Örgütü'nün ne zaman ne karar
aldığını izlemek gibi bir şey bulunmadığından, biz fark edememişiz"
diye yazdı... Halbuki, Dünya Ticaret Örgütü'- nün kararları herkesin
günlük ekmeğini yakından ilgilendirdiği için her icraatı yeryüzünde
ve dünya medyasında olay olur... Nihayetinde bu, sınırların kalktığı
bir dünyada, gümrüklerin de kalktığı bir ticaret anlayışının ve
uygulamasının yerleşmesi için savaşan bir örgüt... DTÖ, Küreselleşmenin
yerli yerine oturduğu, hiç kimsenin diğerine "öteki" muamelesi
yapmadığı bir dünya amaçlıyor. Bu, ticarette de geçerli olmaya başlıyor.
Hiç kimse, milliyetçi bir anlayışla diğerine "yabancı"
muamelesi yapamayacak... Çünkü bugünkü dünyada asıl mesele, hiç
bir etiketin ya da paravanın arkasına sığınmadan ne kadar rekabet
edebildiğinde düğümleniyor... Çıplak rekabet etme gerçeğine sırt
çeviren ve bu kabiliyette olmayan bir anlayış günümüzün gerçekleriyle
çelişiyor...
1995 YILINDA KURULDU
Dopingsiz hangi hızla koşuyorsan, o kadar varsın... Dünya ticaretinin
almaya başladığı yeni biçim bu... Ve tarım da bunun dışında kalamayacak...
Konunun detayına girmeden önce, başyazarın itirafını gözönüne alarak
gerilere gitme ihtiyacı duydum... Dünya Ticaret Örgütü'nün babası
sayılan ilk adım GATT'tır... Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel
Anlaşması... GATT, yirmi üç ülke tarafından 1947 yılında Cenevre'de
imzalanan ve geçici bir düzenleme olarak bakılan bir anlaşma...
Amaç, taraf ülkeler arasında miktar kısıtlamalarını kaldırmak ve
gümrük vergilerinin indirilmesini sağlamak... Bu anlaşma o zaman
sadece sanayi malları için imzalanmış... Ne ki, geçici olarak yapılan
bu düzenleme 1995 yılına kadar dünya ticaretini liberalleştirmek
için uğraştı ve çok da başarılı oldu. 1995 yılında ise Dünya Ticaret
Örgütü'nü doğurdu... Yeni yapı çok daha gelişmiş ve modern olarak
dünyaya geldi... Aradaki farkları saymadan önce, 1953 yılına geri
dönüp bir bakmakta yarar var. Türkiye, 1953 yılında GATT üyesi olmuş...
Almanakdan 1953 yılının olaylarına baktım... Almanakta Aydın Verem
Hastanesi ve Bafra içme suyu tesislerinin açıldığı vardı ama GATT
üyeliği yoktu...
ALO AMERİKA MI?
Amerika ile telefon hatlarının da bu yıl açıldığını ve Uşak ilinin
"tesis edildiğini" de gene bu almanaktan öğrendim... Acaba
1953 yılından beri, kamuoyunda GATT üzerine yazılan yazı ve yapılan
inceleme kaç tanedir diye de aklıma takıldı. Neyse biz konumuza
dönelim... GATT, kuruluşundan bu yana sekiz kez çoktaraflı ticaret
müzakeresi yaparak ticarette büyük bir serbestleşme sağladı. Sadece
imalat sanayi ürünlerini kapsayan bu müzakereler sonucu, gelişmiş
ülkelerin gümrük duvarları yüzde kırktan yüzde 6'ya düştü...
ANLAYIŞ DEĞİŞTİ
Son müzakereler 1986 ila 1993 yılları arasında Uruguay'ın Punta
del Este kentinde sürdü... Bu müzakereler ertesinde gümrükleri sürekli
bir düzenlemeye tabii tutan 22.500 sayfalık bir anlaşma imzalandı...
Bu anlaşmada tüm üye ülkelerin gümrük tarifeleri yer aldı. Dünyada
korumacılık büyük ölçüde azaltıldı... Dünya Ticaret Örgütü ise,
1994 yılında hukuken, 1995 yılında da fiilen hayat buldu... Dünya
Ticaret Örgütü, GATT'tan farklı olarak sadece imalat sanayi değil
tarımı ve çağın gerekleri sonucu "fikri mülkiyet haklarını"
da kapsıyor... 1947 yılında yapılan GATT Anlaşması, yerini sadece
yeni bir kurumsal yapıya bırakmıyor, mal ticaretinden fikir ticaretine
de geçiyordu... Böyle bir örgütün ve anlayışın tarımı eskisi gibi
bakması da söz konusu olamazdı... Bu nedenle Dünya Ticaret Örgütü,
tarım alanındaki, piyasa ekonomisinin çalışmasına aykırı tüm engelleri
ortadan kaldırmayı hedef aldı...
SINIRLAR KALKIYOR
Ticaret eskisi gibi "en çok kayrılan ülke" ya da "milli
muamele" korumasından arkasına saklanamayacaktı... Herhangi
bir ülke bir diğerine "en çok kayrılan ülke muamelesi"
yaparsa, bu avantajlardan geri kalanlar da yararlanacaktı... Ya
da bir ülke yurt içinde "yerli malı ya da hizmet" ayrımı
yapmak için vergi veya muamelelerde farklılığa giderse, bunlardan
yabancı mal ve hizmetler de yararlanacaktı... Kısacası, sınırlar
kalktıkça gümrükler de kalkıyordu... Biz bu konuya ve Dünya Ticaret
Örgütü'ne Fransız da kalsak, "mutfakta biri var" ve dünya
ticaretinin tümüyle doğallaşmasını kotarıp duruyor. Tarımı da bu
çerçevede değerlendirmek gerek... Biz de zaten bunu yapacağız...
Mehmet Altan, Sabah
16.08.2004
|