|
İnekler uyduyla izlenecek, birçok mezbaha kapanacak
AB mevzuatında 'hayvan refahı' kuralları var. Hayvanı taşıma, kesme,
gütme... Her şey kurallara bağlı. Örneğin hayvanı keserken heyecanlandırmak
yasak. Taşınan hayvanlar için de mola yerleri kuruluyor
Türkiye'de yaklaşık 150 milyon kümes hayvanı, 32 milyon küçükbaş,
10 milyon da büyükbaş hayvan var. Hayvancılıkta, AB'ye uyum için
Türkiye'nin ilk yapması gereken, hayvan varlığını tam olarak kayıt
altına almak. Sığırlarda dört yıldır küpe sistemi uygulaması yapılıyor.
Küçükbaş hayvanlarda ise beyan esas alınıyor. Bir strateji belirlenmiş
değil.
'Hayvan refahı' kuralları
AB'nin çok önem verdiği hayvan refahı (animal welfare) konusu henüz
Türk mevzuatına girmiş değil. Bu konu birçok kural içeriyor. Örneğin
hayvanlar için yarış atlarında olduğu gibi uygun taşıma araçları
yapılacak, uzun mesafeli taşıma için istasyonlar inşa edilecek.
Taşıma araçları için dizaynlar oluşturulacak, araçların özelliğine
göre taşıma mesafeleri değişecek.
Uydudan takip geliyor
22 Aralık 2004 tarihli Konsey Düzenlemesi ile AB sınırları içinde
canlı hayvan taşınmasına yönelik yeni kurallar getirildi. 65 kilometreden
uzağa hayvan taşımak için izin şart. Sekiz saati geçen uzun yolculuklar
için bir 'acil durum planı' da gerekiyor. 1 Ocak 2007'den itibaren
yeni araçlarda ve 2009'dan itibaren de tüm araçlarda uydu seyir
sistemi isteniyor. Araçlarda havalandırma ve hayvanların bulunduğu
bölmede ısı uyarı sistemi olması, içme suyuna devamlı erişim olanağı
şart. Yolculukla ilgili kayıt defteri tutmak ve kontrollerde göstermek
gerekiyor. Hayvanın yolculuğa devamına veteriner karar veriyor.
Küçük kuzu taşınmıyor
AB'nin kurallarına göre bir haftadan küçük kuzular, üç haftadan
küçük domuzlar ve 10 günden küçük buzağılar, 100 kilometrenin ötesine
taşınamıyor. Hamileliğin son safhasında ve doğum sonrası ilk haftada
dişi hayvanlar yola çıkarılamıyor.
Hayvan cinsine göre yolculuk süreleri değişiyor. Örneğin sütten
kesilmemiş hayvanlarda 9 saat yolculuğun ardından bir saatlik mola
verilmesi gerekiyor. Atların 24 saat taşınması ancak her 8 saatte
bir su içebildikleri takdirde yapılabiliyor. Koyun ve keçilerde
14 saatlik yolculuğu bir saat dinlenme takip etmek zorunda.
Heyecanlı hayvan kesilmeyecek
Müzakerelerde masaya gelecek konulardan biri de mezbahalar. Türkiye'de
674 kombina ve mezbaha var. Et üretiminin yüzde 75 - 80'inin yapıldığı
1. sınıf mezbaha ve kombinaların fiziki yapıları iyi. Ancak 3. sınıf
mezbahalarda çok sayıda eksik var. Özellikle belediye mezbahalarının
önemli bir kısmının altyapısı ve kesim şartlarının AB'ye uyması
mümkün görülmüyor.
Veteriner birliklerine göre küçük mezbahalar için ciddi problemler
söz konusu. En kolay çözüm ise bu mezbahaların kapatılması. Türkiye'de
kesimlerin önemli kısmı kaçak. Ruhsatsız çalışan mezbahalar nedeniyle,
kesilen hayvanlar bile sistemde canlı gözüküyor. Bir kere kaçak
kesimin tam olarak bitirilmesi gerekiyor.
'Bu et, AB'ye gitmez'
Türkiye'deki mezbaha sınıflandırması Avrupa'da yok. Tüm bunların
AB'ye uyumu için geçiş süreleri istenebileceğini dile getiren uzmanlar,
"1. sınıf mezbahalar uyumlu. Öbür mezbahalardaki et kesimi
belki ancak iç pazarda tüketilebilir. Bu etlerin AB'ye gönderilmesi
mümkün değil" diyor.
AB mezbahalarında sıkı kurallar var. Mezbahaya nemli, sıcak ortamdan
gelen hayvan, öncelikle serinletiliyor. Yürüyemez durumdaki hayvanların
kesime sürükleye sürükleye götürülmesi yasak. İndirirken hayvanın
korkutulmaması ve heyecanlandırılmaması da mevzuatta yer alıyor.
AB'de aşılama yok, itlaf var
Türkiye'nin hayvan hastalıkları ile mücadele için bütçesinde sadece
17 milyon YTL'si var. Bu ödeneğin de 6 ila 7 milyon YTL'si, Avrupa
Birliği (AB) ile ortak veterinerlik uyum projesi için kullanılıyor.
Kalan yaklaşık 10 milyon YTL'lik kaynak hayvan sayısına bölündüğünde
hastalıklarla mücadele için hayvan başına 5 Yeni Kuruş ayrıldığı
ortaya çıkıyor.
Uzmanlar AB'ye entegrasyonun başta şap olmak üzere birçok hastalığın
temizlenmesiyle yakından alakalı olduğunu belirtiyor. Tarım Bakanlığı
yetkilileri ise, "Şapla mücadeleyi AB gibi uygularsak altından
kalkamayız" diyor.
Hedef 2017
Tarım Bakanlığı uzmanları, hastalıkların kökü kazınmazsa Türkiye'nin
tek pazara dahil olamayacağına, serbest dolaşıma girmeyeceğine dikkat
çekiyor. Uzmanlar, "Hayvan hastalıklarıyla mücadele çalışmaları
AB ile birlikte yürütülüyor. Hastalığı kontrol altına alana kadar
aşılama yapmak zorundayız. Bütün hayvanların itlafı çok yüklü"
diyor. AB'de şap hastalığına yakalanan hayvan itlaf ediliyor. ABD'nin
ise şapı 25 yılda temizlediğine dikkat çeken yetkililer, Türkiye'de
ise hedefin 2017 yılı olduğunu dile getiriyor.
Hayvana dayak atmak yasak
Hayvanları gütmek için kullanılacak aletlerle ilgili de ayrıntılı
kurallar getirilmiş. Yalnızca yetişkin sığır cinsi hayvanlar ve
yürümemek için inat eden domuzlar için şok cihazı kullanılmasına
izin veriliyor. Şokların iki saniyeden fazla sürmesi yasak ve ancak
arka ayaklar bölgesine uygulanabiliyor. Hemen kesilmeyecek hayvanlar
ise kesim bölgesine götürülemiyor. 12 saat içinde kesilmeyen hayvanların
beslenmesi de zorunlu.
'Kurbanlık kriterleri' de gelecek
Hayvancılıkta AB kuralları, en önemli tartışma konularından biri
olan kurbanlıkların taşınmasına ve kesimine yeni kurallar getirecek.
Hayvana işkence suç haline dönüşecek.
Türkiye Süt, Et ve Gıda Üreticileri Birliği (SETBİR) Başkanı Erdal
Bahçıvan, hayvan taşımanın hayvan hastalıklarının yayılmasına en
elverişli ortamlardan birini oluşturduğunu belirterek, yaklaşan
Kurban Bayramı'nda hayvan satışının AB'den uyarı beklenmeden düzenlenmesi
gerektiğini söylüyor.
Bahçıvan, "İstanbul'un göbeğine hayvan getirilmemesi lazım.
Hayvan getirilip şehrin taşıdıkları hayvanlara, hayvanların taşıdıkları
şehre bulaştırılıyor. AB'yi beklemeden, bunu bugünlerde çözmeli"
diyor.
Cehennem mi cennet mi?
Hayvanların şehre girmeden toplanacakları yerler oluşturulması gerektiğini
söyleyen Bahçıvan, "Tarım Bakanlığı, paraların ödeneceği konusunda
üreticiyi ikna etse, hastalıklar çözülebilirdi. Çiftçi, parayı alacağından
endişeli olduğu için hayvanını sonuna kadar elinde tutuyor"
diye konuşuyor. Türkiye'nin önünde iki tane tarım senaryosu olduğunu
söyleyen Bahçıvan, "Birisi cennet, birisi cehennem senaryosu"
diyor.
Veterinersiz olmaz
AB mevzuatına göre; et üretim tesislerinde resmi veteriner hekimin
sürekli görev yaparak, kesim öncesi ve kesim sonrası muayenelerden
de sorumlu olması gerekiyor. Yasal eksiklikler nedeniyle Türkiye'de
tüm mezbaha ve kombinalarda resmi veteriner hekim bulunmuyor.
Bu amaçla, kombina ve mezbahalarda bakanlıkla sözleşme yaparak resmi
veteriner hekim statüsünde yetkilendirilmiş serbest hekimlerin görevlendirilmesi
düşünülüyor. Bu uygulama ile ilgili tüm yasal işlemlerin tamamlandığını
belirten yetkililer, "Çok kısa sürede uygulamaya geçilecek"
diyor.
Her ülkenin 'et ırkı' var, Türkiye'nin yok
SETBİR eski Başkanı Olgun Erguz, Türkiye'nin et konusunda Avrupa'yla
rekabet edebilir duruma gelmesi için ilk olarak bir Anadolu et ırkı
oluşturulması gerektiğini söylüyor. Erguz, "Hayvancılığı gelişmiş
hangi ülkeyi ele alırsanız, et ırkı var. Bu kadar geniş mera alanlarına
sahip olacaksınız, et ırkınız olmayacak. 18 ayda 400 - 450 kilo
karkas veren hayvanlar var. Holstein'ın kilosu günde 1.100 gram
artarken, bunlar 1.700 grama kadar canlı ağırlık artışı yapıyor"
diye konuşuyor. Et ırkı için damızlık işletmeler kurulması gerektiğini
belirten Erguz, Avrupa'da yem fiyatlarının düşük olduğuna da dikkat
çekerek, "Rekabet için yem fiyatları da dünya seviyesine gelmeli.
Hububatı desteklerken yem fiyatları pahalı oluyor" diyor. Erguz,
Türk hayvancısının ucuz finansman bulması gerektiğini de belirterek,
şunları söylüyor:
"Bu şartlar oluştuğu zaman AB ülkeleri ile rekabet edilir.
Avrupa, zamanında aynı aşamalardan geçti. Onların da maliyetleri
yüksekti, hayvan sağlığını kontrol altına alamamışlardı. Ama üstesinden
geldiler."
Polonya'nın müzakerecisi Jerzy Plewa:
'Gerçekçi olun, yoksa...
Polonya'nın tarım müzakerelerini yürüten ve Türkiye'de Tarım Bakanlığı'na
danışmanlık hizmeti veren Jerzy Plewa, Türk tarımı tüm çıplaklığıyla
masaya yatırılmazsa, bunun içeride ve dışarıda Türkiye'nin Avrupa
Birliği (AB) üyeliğine karşı çıkanlarca koz olarak kullanılabileceğini
söyledi.
Plewa, "AB'nin Türk tarımına önyargıyla yaklaşmaması için gerçekleri
ve problemleri ortaya koyun" dedi. 'Geleneksel' nitelikteki
Polonya tarımına büyük ölçekli, pazar için üretim yapan, endüstriyel
tarım gözlükleriyle bakıldığı için Polonya tarımının müzakere sürecinde
'olumsuz düşünceler' ürettiğini belirten Plewa, "Bu da AB içindeki
ve Polonya'daki genişleme karşıtlarınca sık sık kullanıldı. Gerçeği
yansıtmaktan uzak düşünceler müzakerelere bile girdi. AB üyesi olarak
geçirdiğimiz bir yıl, Polonya tarımı hakkındaki aleyhte düşüncelerin
çoğunun doğru olmadığını ispatladı" dedi.
'Fiyatlar AB'nin üzerinde'
Plewa'nın tespitleri şöyle:
"Pazara yönelik ve geçimlik tarımın bir arada bulunması gelecekteki
rekabetçilik açısından ciddi zorluklar ortaya çıkaracak. Hububat,
sığır ve tavuk eti ile süt ve süt ürünleri gibi birçok ürünün fiyatı
dünya fiyatlarından ve hatta AB fiyatlarından oldukça yüksek. Bunun
nedeni de çok yüksek gümrük vergileri, yapısal problemler ve bu
alt sektörlerdeki düşük rekabetçilik."
AB'den et ithalatının yolu açılırsa...
Tarım müzakereleriyle birlikte et ithalatı konusu da gündeme gelecek.
Gümrük Birliği kapsamında et ithalatına izin verilmesi durumunda,
hayvancılık sektörünün Avrupa etiyle rekabet edemeyeceği kaygısı
yaşanıyor. AB ile Türkiye arasında tercihli tarım ürünleri ticareti
gereği, AB'ye, dondurulmuş sığır etlerinde 5 bin tonluk bir miktar
için yüzde 30 ve 14 bin tonluk bir miktar için de yüzde 43 oranında
gümrük vergisiyle pazara giriş imkânı tanınmıştı. Ancak Tarım Bakanlığı,
kamu sağlığını gerekçe gösterdiğinden, Ağustos 1996'dan bu yana
et ithalatı yapılmıyor.
TÜSİAD tarım raporunu kaleme alan isimlerden Prof. Dr. Erol Çakmak,
AB'ye verilen kontenjanın çok sorun yaratmaması gerektiğini savunuyor.
Çakmak, yem fiyatları ucuzladıkça hayvancılığın ileri gitme ihtimalinin
arttığını belirterek, şunları söylüyor: "Büyük hayvan işletmeleri
et ithalatının yasak olduğu bir dönemde kârlı gözüküyor. Yasak kalksa,
yüzde 225 vergiye rağmen böyle olur mu? O benim soru işaretim."
Ekonomi, Milliyet
09.11.2005
|