| |
Zaten bu ozon tabakasındaki deliğin, sadece ekolojik
bozulmalara yol açacağını düşünmek, hayli yanlıştı..
Ozon tabakasında delik; iklimlerde büyük değişikliklere neden olurken,
insan aklında ve de ona bağlantılı olarak eşyanın tabiatında, ona
da bağlantılı olarak, devletin yapısında da önemli deformasyonlara
neden oldu...
Bakınız efendim, bizim MİT'e bir haller oldu...
Rahmetli babaannem; dünyanın bina ile zinaya kalmasının ardından,
katırların doğuracağını ve en sonunda da Deccal inince kıyamet kopacağını
hep söylerdi.
Ama MİT Müsteşarı'nın bir gün çıkıp 'Kürtçe televizyon kurulsun'
diyerek, vatana ihanetle eşanlamlı bölücü bir laf edeceğini hiç
söylememişti.
Belki kıyamet belirtileri içinde, 2000 yılında MİT'in kafayı kıracağı
da vardı ama babaannem bana söyleyemiyordu.
Nasıl söylesin ki?
1950'li yıllarda, böyle bir lafı değil etmek, akıldan geçirmek bile
hiç akıl karı değildi.
Çünkü adamı, dolmalık kabak gibi oyarlardı...
1950'li yıllarda ne kelime... 60'ta da, 70'te de, 80'de de, 90'da
da çok sakat bir laftı bu...
Hatta üç gün öncesine kadar, devlet büyükleri dile getirebilirdi
de, halk kahvede telaffuz bile edemezdi 'Belki aramızda MİT'ten
biri vardır da, anama bir haller olur' korkusuyla...
Bu laf, maçası sıkıp kumbaraya atılmayı göze alabilen aşırı solcu
veya İkinci Cumhuriyetçi tayfanın arada bir ettiği laftı ki, DGM'lerde
hala davalar sürüyor...
Bitti abi, MİT de elden gitti...
Peki ulan ne kaldı u memlekette korkulacak?
Bu memlekette, iki solcu bir araya geldiğinde üçüncü arkadaşını
MİT ajansı sanma paranoyası, yıllarca komünist takımını ruh hastası
etmedi mi?
Hizbullah, örgüt içindeki onca adamını MİT ajanı sanıp öldürmedi
mi?
Bundan böyle, birileri MİT ajanı olduğunu sandıklarını adamın ensesine
şaplağı vurup 'Yat ulan tayyare geçiyor... Zızzzt Erenköy!' muhabbeti
çekmez mi?
MİT'in beyaz renkli ve de helezon antenli Renault arabasına teneke
bağlayıp, arkasından 'Caart!' çekmezler mi?
Gitti anam... Gitti güzelim MİT elden!
Koca devletin, koca MİT'i kafayı kırıp elden çıkıverdi netekim!
Baksanıza, MİT Müsteşarı 'Kürtçe televizyon kurulsun' diye açıklama
yaptığı gazeteci arkadaşlara, 'Ben eskiden CHP'liydim' diyerek itirafta
da bulunmuş...
Anlaşılan bu müsteşarı MİT'e alırken, güvenlik soruşturmasından
bile geçirmemişler...
Soruşturma yapsalar, MİT'e alırlardı ama işkence yapmak için, MİT'in
Ziverbey Köşkü'ne alırlardı herhalde...
Ne bileyim abi...
Başımızı alıp nerelere gidelim...
MİT bile eski solcuların soluna düştükten sonra...
Hatta İkinci Cumhuriyetçi olduktan sonra...
'Apo'yu biz astırmadık' diyerek, yargıyı, Meclis'i, Hükümet'i bile
sallamadığını gösterdikten sonra...
İster misiniz, bundan sonraki aşamada MİT'çiler de kendilerini Mesih
falan ilan etsinler?
Yav, gırgır tarafı iyi hoş da, bu işin ve de lafların altında, gerçek
anlamda ne var acep?
Var mı, MİT'te bir tanıdığı olan?
Öğrensin, bize de anlatsın...
Cevher Kantarcı
Yeni Asır - 30.11.2000
|