|
Geçen gün, çıldıran kanlı terörün gölgesinde kalan G-8'ler toplantısına
ve özellikle Afrika'ya yardım konusuna geniş bir yer ayıran Le Monde
gazetesi "Afrika'ya Yardım" başlıklı başyazında "Mahşerin
dört atlısı"ndan söz ediyordu... Fetihler, savaşlar, açlık
ve ölümün oluşturduğu bu dört belanın hepsinin de Afrikalı olduğunu
söylüyordu.
Afrika gerçekten küreselleşmeye uğraşan dünyanın çöplüğü oldu...
Kol gücünden beyin gücüne geçen dünyada, becerisi olmayan yığınlar
bir kabus yaşıyor. Kol gücüyle yaşamını kazanan yığınlar yeni çağa
uyum sağlayamadığından işsizlik belası ile pençeleşirken, Afrika
o noktadan da geri...
Yeni çağa uyum zorluğu Avrupa'da kendini yığınsal işsizlik olarak
hissettirirken, Afrika'da sefalete dönüşüyor... Düşünün ki, 1980'lerde
dünyadaki her on fakirden biri Afrika'da yaşarken, bu oran günümüzde
üç kişiden bire yükselmiş... Daha korkuncu, yapılan hesaplamalar,
2015'te dünyadaki her iki fakirden birinin Afrika'da yaşıyor olacağını
söylemekte...
İngiltere'nin son zirveye Afrika'ya yardım konusunu getirmesinin
ana sebebi de bu... Afrika'nın bu korkunç durumu düzeltilmeden küreselleşmenin
sağlıklı bir şekilde yola devam etmesi çok zor...
Afrika devamlı üreyen ve üredikçe sefalet boyutlarını katlayarak
artıran bir makine gibi... 2002'de 689 milyon olan Afrika nüfusunun
bugünkü yüzde 2.7'lik artış hızıyla 2015'te 882 milyona çıkması
bekleniyor... Afrika dünya üreme rekorunu elinde bulundurmaya devam
ediyor. Nijer'de kadın başına sekiz çocuk düşüyor...
Ama yaşam çok kısa... Zimbabwe'de insanlar ortalama 36 yıl yaşıyor...
Bu konuda şanslı gözüken Mozambik'te ise 42 yıl... İnsanların yüzde
doksanı hasta.
BM, Afrika'daki duruma 2000'de el koydu... Sekiz hedef belirledi...
Günde bir dolarla yaşamaya çalışanların sayısını 2015'te yarıya
indirmek, açlığı geriletmek, tüm çocukların ilkokula gitmesini sağlamak,
çocuk ölümlerini üçte iki oranında geriye çekmek, AIDS ve salgın
hastalıkları frenlemek, sağlıklı içme suyundan mahrum olanları yarı
yarıya azaltmak...
2004 yılı itibariyle epey yol alındı ama istenen noktaya gelinmedi...
Ekonomik kalkınma çok zayıf ve parasızlık devam ediyor...
Arada devreye 2002'de G-8'ler girdi... O tarihten sonra sanayileşmiş
ülkelerin yardımları arttı... Son olarak İngiltere öncülüğünde önemli
bir hamle yapılarak Afrika'nın borçları silindi.
Ne var ki, Afrika aynı zamanda kendi yerel yönetimlerinin de kurbanı...
Neredeyse tüm ülkeler bir iç sömürge mantığı ile yönetilmekte...
Uluslararası kuruluşların raporları bu talihsiz kıtaya yapılan yardımların
yönetimler elinde buharlaştığını ispatlıyor... G-8'ler şimdi hem
kıtadaki sefalete son vermeyi amaçlıyor hem de yapılacak yardımların
hedefe varması için yeni sistemler getirmeyi...
Küreselleşmenin tüm dünyada yola devam edebilmesi için Afrika'yı
kurtarma zorunluluğu şanslı bir dönemden geçiyor. Tony Blair bu
çabayı "kişisel tutku" haline getirdiğini söylemekte...
Geçtiğimiz hafta Londra'daki tüm dünyadan izlenen konsere ilgi büyük
oldu... Ama hala güçlü zorluklar var...
Le Monde bunlardan ilkini tarım desteklerine bağlıyor... Zengin
ülkelerin tarıma desteği sona erdirmemesi halinde Afrika'nın belini
doğrultamayacağını söylemekte. Bu da gene bizi çok yakından ilgilendirmekte...
Çünkü tarıma destek her yandan su alıyor... Aniden sona ermesi halinde
ne yapılacağı belli ki en birincil konu.
İkinci konu da Kırk Haramiler'i andıran çete yönetimlerin demokratik
ilkelere uyumlu, eli yüzü düzgün bir hale gelmesi.
Kol gücünden beyin gücüne geçerken dünya zorlanıyor... Afrika ise
en çok zorlanan kıta... Dünya şimdi ona daha sıcak bir el uzatma
kararında...
Yeni çağa uyum tüm dünyanın en önemli sorunu... Uyabilmek ve çöplüğe
dönmemek için serinkanlı bir akla ihtiyaç var... Her yanda olduğu
gibi Türkiye'de de...
Mehmet Altan, Sabah
11.07.2005
|