| |
AKP'yi iktidara getiren en önemli özellik neydi? Onun, mevcut antidemokratik
rejime muhalefeti. En büyük başarısı ne idi? AB sürecini hızlandırarak
rejimi demokratikleştirme çabası. AKP, üç yıl boyunca inanılmaz
devrimler gerçekleştirdi, büyük bir dönemecin dönülmesini sağladı.
Dünyalaşma yönündeki bu tavrı, kent desteğini, özellikle kentli
kadınların desteğini artırdı. AKP iktidarı genel seçimlerle yerel
seçimler arasında oyunu yüzde on yükseltti. Ekonomik düzelmenin
yanında siyasal özgürleşme hareketi de AKP'yi başarılı kıldı.
Ta ki Şemdinli olayına kadar.
Erbakan Hükümeti'nin, rejimin içyüzünü sergileyen Susurluk Olayı'nın
üzerine evrensel hukuk ve çağdaş demokrasinin ilkelerini rehber
alarak gitmek yerine, "faso fiso" diye değerlendirerek
gücünü yitirmesini andırır bir süreç yaşıyoruz.
AKP bir U dönüşü yaptı.
Önce "sonuna kadar gidileceği" söylendi, ardından sanıkların
savcıya teslim olmadan önce iki gün kaybolmalarıyla tersine süreç
başladı. Siyasal iktidarın başlangıçtaki umut verici hali de pörsüdü.
Demokratikleşmeyi hızlandırıp, uygulamaları derinleştirmek ve AB
sürecini taze tutmak yerine iki öğe öne çıktı: Bunlardan biri yavaş
yavaş hızlanmaya başlayan milliyetçi üslup, diğeri de sivilleşmek
yerine askerileşmeye yol vermek.
Bu sadece içerde değil, dışarda da yorumcuların dikkatini çekti.
Newsweek, Türkiye'nin geriye doğru kaydığından hareket ederek, "çirkin
bir milliyetçi ruh hali Ankara'ya egemen oldu" diye yazdı.
Terörün göz göre göre kışkırtılmasına karşı en etkili reçete demokratikleşmeyi
hızlandırmak iken, AKP iktidarı AB sürecinin getirdiği özgürlükleri
silip süpürmeye aday bir "Terörle Mücadele Yasası" hazırladı.
Türk ve Kürt şahinlerinin tuzağına düştü.
Asker istedi diye Van savcısını meslekten men etmek, gene o kesimin
talimatları doğrultusunda bir terör yasa tasarısı hazırlamak, terörü
yok etmekten ziyade özgürlükleri ortadan kaldıracak gibi.
"Devlet adına kurşun atana" ceza getirmeyecek bir zihniyet
ancak Kurtlar Vadisi'nde bir bölüm olabilir, hukuk devletinde asla
söz konusu olamaz. Ama şimdi bu bile rahatlıkla gündeme gelebiliyor.
AKP iktidarı ne çift başlı yargıyla ne de Yüksek Askeri Şura gibi
Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun kararlarının hukuksal denetime
tabi olmasıyla ilgili.
Adalet Bakanı, Van savcısının meslekten men edildiği toplantıya
katılmadığı gibi, bu kurulun gizli olan görüşmelerinin çarşaf çarşaf
yayınlanmasını da sorun etmedi.
Kısacası dünün AKP'si bugün yok. Sanıyorum, yavaş yavaş yaklaşan
genel seçimler ve onun öncesindeki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde
ikbal arayışı, AKP iktidarının gönüllü olarak yeni bir "28
Şubat" sürecinin alevini yakmasına neden oldu.
Şemdinli'nin sonuna kadar gitmek, suçluları ortaya çıkarmak, bunun
peşine giden hukukçulara destek vermek, kışkırtılan teröre karşı
özgürlükleri genişletmek gündemden düştü. Sanki Susurluk dönemini
yeniden yaşamaktayız.
O zaman da hükümet Susurluk üstüne gitmemiş, ardından da bu dosyayı
tümden kapatan 28 Şubat gelmişti. Şimdi de, AKP'nin siyasi ikbal
amacıyla başlattığı süreç, Şemdinli olaylarının kapatılmasına ve
AKP'nin tüm reformcu kimliğini eriten yeni bir 28 Şubat sürecine
yol açacak.
Kısa vadeli kurnazlıklar, çıkar hesapları, dik ve ilkeli durmanın
yararsız olduğunu düşünmek, nabza göre şerbet vermek, ikbal aranışı
içinde olanlara akıllıca gözükebilir.
Ama bunun çare olmadığı çok çabuk anlaşılır. Dişi sökülmüş, tavrı
erimiş, dün statükoya alternatifken bugün siyasal ikbal için bunun
tersini yapmış olanları hayat cezalandırır. Önce onu esir alıp uysallaştıranlar,
vaat ettiklerini vermez. Ardından yığınlar desteğini çeker.
AKP değişimciliğini Çankaya hesaplarına feda etmekte kararlıysa,
doğal ömrünü de çok yakında tamamlayacağını bilmeli.
Gönüllü bir 28 Şubat, AKP'ye umduğunu buldurmaz, onu Erbakan'a döndürür...
Yol henüz yakın. Öncelikle şu Şemdinli'nin üstüne gitmek ve terör
yasa tasarısını yırtıp atmakla süreç tersine döndürülebilir.
Bu yapılmazsa, bu sürecin önce demokrasiyi, sonra da AKP'yi yutacağını
beraberce görürüz. Çünkü daha önce çok gördük.
Mehmet Altan, Sabah
24.04.2006
|