| |
Karın
mutlak egemenliğine teslim olan İstanbul'u seyrederken, kışları
"çok sert ve kuru" geçen Erzurum'un ne halde olduğunu
düşündüm. Beyaz örtüsünü çekmiş heybetli dağlarının eteğinde öylesine
duruyordur herhalde...
****
İlk kez selamlaşacağım bir kenti tanımak için "resmi binalar"
ile "halka ait binaları" birbirinden ayırırım. Eğer resmi
binaları bir kenara koyduğunuzda geriye pek bir şey kalmıyorsa,
kent yoksul ve devlete teslim olmuş demektir. Eğer, halka ait binalar,
devlete ait olanlardan daha gösterişliyse oradakilerin durumu iyidir.
Yaşar kalmalarını devlete bağlamaktan kurtulmuşlar demektir.
Erzurum'u da ilk kez gördüğümde aynı ölçüleri uyguladıydım. Ezici
bir devlet ağırlığı gördüm. Kamu binalarını yok sayınca, geriye
doğrusu pek de bir şey kalmıyordu.
****
Yoksulluk çarmıhını kıramayan Erzurum'un o mahzun yapısının arkasında
halbuki öylesine derin bir zenginlik saklı ki...İlk yerleşim milattan
önce dört bine gider... Milattan önceki üç bin yılın bulguları,
o zaman da kentin aynen bugünkü gibi hayvancılık ile uğraştığını
resmeder.
Kentin geçmişinde Hititler vardır...
Kentin geçmişinde Urartu vardır...
Kentin geçmişinde Persler vardır...
Kentin geçmişinde Bizans vardır...
Kentin geçmişinde Sasani saldırıları vardır...
Kentin geçmişinde Araplar vardır...
****
Kent on birinci yüzyılda Türk egemenliğine geçer. Bizans yönetimindeyken
kentin adı, Bizans Kralı ikinci Theodosios'un anısına Theodosiopolis'dir.
Civardaki bir ticaret kenti olan Arzen'in halkı saldırılardan bunalarak
buraya sığınır. Arzen halkına ev sahipliği yapan Theodosiopolis
zamanla Erzen-i rum, Arzırum, Erz-Rum gibi adlarla anılır. Bu adlar
zamanla Erzurum'a dönüşür.
****
Türkler'in egemenliğinden sonra, Saltuklular, Anadolu Selçukluları,
Moğol-İlhanlılar ve Eretna Beyliği dönemleri yaşanır.
Kent, Timur yönetimini görmüştür.
Kent, Karakoyunlular'ı görmüştür.
Kent, Akkoyunlular'ı görmüştür.
Kent, Safeviler'i görmüştür.
Erzurum'un Osmanlı toprağı olması ise Yavuz Sultan Selim sayesinde
1517 yılında gerçekleşir. Kentin bugünkü dar gelirli haliyle, geçmişindeki
zenginliği birbirinden ayrı durur. Kent bugünü kendi halinde yaşarken,
geçmişi, kentteki çok etkileyici müzede durur.
****
Dün 23 Şubat 2003'dü. Erzurum'da doğan Hüseyin Avni Ulaş'ın 55.
ölüm yıldönümü.
Hüseyin Avni Ulaş kim?
Cumhuriyetin "demokratikleşmesi" için, Birinci Meclis'te
büyük çaba gösteren ilk demokratlarımızdan.
İttihatçı özelliklere karşı çıkmış.
Dar çevre egemenliğine karşı çıkmış.
Merkeziyetçiliğe karşı çıkmış.
Hukukun üstünlüğü için savaşmış...
Halkın iradesinin mutlak olması için uğraşmış. Üzerini çizivermişler,
bir daha seçilmediği gibi, ne arayanı çıkmış, ne soranı...
****
Türkiye'nin temel sorununun cumhuriyetin demokratikleşememesi olduğu
ortaya çıkınca, Hüseyin Avni Ulaş'ı da yeniden keşfettik. Yıllar
önce gidip Küçüksu'daki mezarına güller koymuştuk. Ama hem Sivas,
hem Erzurum Kongresi'ne katılmış olmasına rağmen, Erzurum'un ona
bir büstü fazla görür gibi bir hali vardır. Yıllardır öneririz ne
belediye duyar, ne diğer il yönetimleri...
Aslında Erzurum'u görünce bunun nedenini daha da iyi anladım. Erzurum'da
devlet halktan hâlâ zengin. Kent, kamu binalarının ezici hakimiyeti
altında. Demokrasiyi talep eden Erzurum'lu bir demokratın büstü
o nedenle gündemde yok. Ne zaman ki, halkın zenginliği devletinkini
aşar, Erzurum da Hüseyin Avni Ulaş'ı hatırlar. Şimdilik devletin
kahramanları ile idare ediyorlar. Halkınkine sıra gelmiyor.
Sabah
24.02.2003
|