Medyada 2. Cumhuriyet > Çelik: Cumhuriyet demokratikleşiyor

Çelik: Cumhuriyet demokratikleşiyor

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, ''Bu demokratik açılımla birlikte bir bürokratik cumhuriyet görüntüsü sergileyen cumhuriyetimizi, demokratik cumhuriyet yapmaya çalışıyoruz'' dedi.

Çelik, AK Parti Beşiktaş İlçe Teşkilatınca Princess Hotel'de düzenlenen ''Demokratik Açılım'' konulu ''Beşiktaş Buluşmaları''nda yaptığı konuşmada, Varlık Vergisi'nin çıkarılmasının tarihi bir hata olduğunu, bunun gayrimüslim vatandaşlarla ilgili nasıl travmalara yol açtığını herkesin bildiğini söyledi.

Tek partili dönemde Türkiye'de beş kesimin ötekileştirildiğini, bazı köşe yazarlarının da bu yöndeki sözlerini, ''AK Parti'nin Cumhuriyet'e karşı ve Cumhuriyet ile dertlerinin olduğu'' şeklinde yorumladıklarını ifade eden Çelik, ''Bizim Cumhuriyetle hiçbir derdimiz yok. Aklı başında olan hiçbir insan padişahlık özlemi içinde olmaz'' diye konuştu.

Çelik, Cumhuriyet'in binlerce yıllık tarih içinde elde edilen en önemli kazançlardan olduğunu belirterek, ''AK Parti'nin varlık sebeplerinden birisi Cumhuriyeti demokrasiyle taçlandırmaktır. Biz Cumhuriyeti son derece önemseriz'' diye konuştu.

''Cumhuriyet, devletin kim tarafından idare edildiği sorusuna cevap verir, ancak Cumhuriyet o ülkenin nasıl idare edileceği sorusuna cevap vermez. Cumhuriyetin başına getireceğiniz sıfat nasıl idare edileceğine karar verir'' diyen Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Biz Anayasamızda demişiz ki, 'Türkiye Cumhuriyeti demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletidir'. Hukuk devleti olmak yetmez, kamil, oturmuş demokrasilerde hukukun üstünlüğüne dayalı bir devlet anlayışı var. Eğer hukukun üstünlüğüne değil, üstünlerin hukukuna dayalı bir devlet anlayışı olursa orada huzur, refah, barış ve kardeşlik olmaz. Türkiye'deki esas mücadele, bu Cumhuriyet bürokratik bir Cumhuriyet olarak devam mı edecek, demokratik bir Cumhuriyet mi olacak? Gerçek manada demokratik bir Cumhuriyet olması için bu ülkedeki 72.5 milyon insanın etnik kökeni, dini, mezhebi, bölgesi, ana dili ne olursa olsun, bu ülkenin birinci sınıf, hür vatandaşı olması gerekiyor. Kendini memnun hissetmesi gerekiyor.

Gerçek anlamda demokratik bir ülke olmamız için bu olmazsa olmazdır. Bugüne kadar bu niçin yapılamadı? Bunun temel sebebi şudur. Bizi bir şeye alıştırdılar, nedir o biliyor musunuz? Psikolojide 'öğrenilmiş çaresizlik' diye bir kavram var. Bu şudur, bir şeyi çözmek için teşebbüs edersiniz çözemezsiniz, 10 kere teşebbüs edersiniz çözemezsiniz ve o çözümsüzlüğü bir kader olarak benimsersiniz. Buna 'öğrenilmiş çaresizlik' denir. Bu ülkede bizi öğrenilmiş çaresizliğe mahkum ettiler.''

-DEMOKRATİK AÇILIM-

Hüseyin Çelik, ''Bu demokratik açılımla birlikte bir bürokratik Cumhuriyet görüntüsü sergileyen Cumhuriyetimizi, demokratik Cumhuriyet yapmaya çalışıyoruz. Halkın iradesiyle yönetilen, seçilen insanlar tarafından idare edilen çoğulculuğu esas alan bir Cumhuriyet tesis etmek, Cumhuriyeti bu hale dönüştürmek bizim idealimizdir'' dedi.

Türkiye ile Avrupa Birliği ülkelerinin arasını açmak için bazı girişimlerin olduğu görüşünü dile getiren Çelik, sözlerine şöyle devam etti:

''Dediler ki; 'misyonerler kol geziyor, İstanbul'da her apartmanda bir kilise açılmış'. Bununla Türkiye'de dinde hassas olan insanları tahrik etmek istediler. Ergenekon iddianamesine baktık ki; bu da bir Ergenekon tezgahıymış. Sonra bir siyasi partinin eski genel başkanı çıktı dedi ki; 'din elden gidiyor'. Bunlar da palavra. Avrupa'da 5 bin adet cami olduğunu, bunların 4 bin 800'ünün de Türkler tarafından açıldığını, bunun üçte birinin de kiliseden camiye çevrildiğini biliyor musunuz?

Hollanda'da Türkler, Museviler'e ait bir havrayı satın almışlar, camiye çevirmişler, yanına iki minare dikmişler, adı Mescid-i Aksa... Amsterdam'da en büyük katedrali almışlar, camiye çevirmişler adına 'Fatih Camisi' demişler. Bakanlığım döneminde 'Ruhban Okulunun açılıp kapanması büyük bir hatadır. Ruhban Okulunu kapalı tutmak, ondan da daha büyük bir hatadır' dedim kıyamet koptu. Böyle bir şey olabilir mi?''

Çelik, ''Demokratik açılım konusunda elimizi taşın altına koyduk. Bizim ne hainliğimiz, ne ihanetimiz kaldı. Apo ile pazarlık yapıyormuşuz. Herkes şunu çok iyi bilmelidir, ya biz bu meseleyi çözeriz, ya bu mesele bizi çözer'' diye konuştu.

Hayalleri karartmaya kimsenin hakkı olmadığını, ülkede huzur ve barış içinde yaşanması için, demokratik açılım sürecine iyi niyetle başlayan hükümete destek olunması gerektiğini dile getiren Çelik, ''Biz bugün varız, yarın yokuz, ama bu memleket, bu millet kendi istikbali ve çocuklarını geleceği için antidemokratik yapıları yararak bu anlamda yoluna devam etmesi gerekiyor'' dedi.

-SORULAR

Konuşmasının ardından soruları da yanıtlayan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, bir soru üzerine, ''Bu ülkeye bağlı olma, kendi ülkesini sevmek başka bir şeydir, ama bir etnik unsuru yüceltmek diğerini aşağılamak farklı bir şeydir. Türkiye'deki bütün vatandaşlara aynı gözle bakan, kardeş kabul eden bir zihniyete sahibim'' dedi.

Çelik, kendilerinin de eksikleri olabileceğini, bunun da iyi niyetlerinden ve Türkiye adına bir konsensüs arayışından kaynaklandığını ifade ederek, ''Demokratik açılım projesinin başarısız olmasını aklımızdan geçirmiyoruz. Türkiye bunu başarmak zorundadır'' diye konuştu.

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın, Tokat'ta 7 asker şehit edildiği zaman ''Hani analar ağlamayacaktı?'' dediğini hatırlatan Çelik, ''Hükümetin elinde sihirli değnek yoktur. Biz sihirbaz falan değiliz, hokus pokus yöntemiyle de bir şey halledemeyiz. Hiç kimse, şapkadan tavşan çıkarma usulüyle bu işi bitiremez'' dedi.

''Biz yaklaşık 100 yıllık bir hadiseden söz ediyoruz ve son 30 yılda da bu ülkede 40 bin insanımızı kaybetmişiz. Bugüne kadar ölü veya sağ etkisiz hale getirilen PKK'lı sayısı da 30 bindir'' diyen Çelik, şöyle konuştu:

''Bir PKK'lının bu millete maliyeti 10 milyon dolardır. Size silahla saldırmaya gelenlere çiçek buketleriyle karşılık veremezsiniz. Silaha karşı kısa vadede silahla mücadele edilir. Bugüne kadar gelen iktidarlar, elini taşın altına koymak yerine meseleyi güvenlik güçlerine havale ettiler. Polisiye ve askeri tedbirin ötesine gidemediler.

endi ellerini taşın altına koymak yerine, Mehmetçik'i taşın altına koydular. Biz cesaretle bu meselenin üzerine gideceğiz. Kürt ile Kürtçü'yü, doğulu vatandaşlarımız ile PKK'lıyı birbirine karıştırmayalım.''

Star, 31.01.2010

Konu ile ilgili sayfalar...
27.08.2010 - Küçük: Gizli tanıklara itibar edildi...
18.08.2010 - Zamanın Hüznü......
17.08.2010 - Referandum Gündemi ve CHP...
16.08.2010 - CHP'li Anadol'dan Başbakan'a 'Dersim yanıtı'...
05.08.2010 - Bundesrepublik Türkei...
Bütün başlıklar için tıklayınız