| |
'İkinci cumhuriyetçiler' olarak bilinen aydınlar
ile devlet arasında, özellikle AB sürecinin hızlanması ile birlikte
bir uzlaşma dönemi başladı. Yıllardır fikirleri sebebiyle vatan
haini ilan edilen ve numaralı cumhuriyetçiler olarak küçümsenen
liberal aydınların, demokrasi, insan hakları ve Kürt sorununa yönelik
çözüm önerileri, AB'ye tam üye olmanın olmazsa olmaz şartı olan
Kopenhag Kriterleri ile örtüşüyor. Bunun sonucu da, AB'yi isteyen
merkezi otorite, ister istemez yıllardır kavgalı olduğu ikinci cumhuriyetçilerin
tezlerini dillendirmeye başladı. Önceki gün Sabah gazetesi de, "Yıllardır
kavga ettiği ikinci cumhuriyetçilerin Türkiye'nin temel sorunlarına
yönelik çözüm önerilerini, en yetkili ağızlardan seslendirmeye başlayan
yöneticilerin, bu insanlara bir özür borcu yok mu?" sorusunu
yöneltti.
Daha fazla demokrasi talebi.
Konu hakkında görüşlerini aldığımız, ikinci cumhuriyetçi olarak
bilinen aydınların önde gelen isimlerinden Prof. Dr. Mehmet Altan,
"Bize hem özür hem de teşekkür borçları var." Dedi. Altan,
yıllardır seslendirdikleri fikirlere de açıklık getirdi. Kendilerine
özellikle, 'liberal demokrasi' talepleri sebebiyle karşı çıkıldığını
vurgulayan Altan, "Bizim dile getirdiğimiz, bireyin devletin
karşısında korunmasını garanti altına alan düşünceler suçlu sayıldı.
Ankara kendi resmi ideolojisinin dışında kalan herkesi düşman ilan
etti." şeklinde konuştu. Demokrasiden uzak bir yapılanmaya
her zaman karşı çıktıklarının altını çizen Prof. Altan, şunları
söyledi: "Cumhuriyetle demokrasi aynı şey değildir. Çoğulcu
demokrasi yoksa cumhuriyet totalitarizme de gidebilir. Cumhuriyet,
demokrasi ile var olmalıdır, Irak da bir cumhuriyettir. Türkiye
tıkanıklığı aşmak istiyorsa demokrasiden yana olmalı. Türkiye'nin
hala en büyük işvereni devlettir. Yani patron devlet. Normal bir
demokraside ise halk devletin patronu olur. Biz bunu yapamadık."
Performansımız yetersiz.
Prof. Altan, Türkiye'nin diğer ülkelerle arasındaki farkları gösteren
ekonomik verileri resmi rakamlarla şöyle açıkladı: "10 yılda
7,2 büyüme hızı ile büyürsek ancak İspanya'nın şimdiki yerini alabiliyoruz.
10 yıl boyunca yüzde 10 kalkınma hızı ile kalkınırsak ancak İsrail'in
şimdiki yerini alırız. Eğitim sürecimiz ortalama 3-6 yıl. Yani hepimiz
ilkokul 4'ten terkiz. Köylü nüfusumuz yüzde 46, Avrupa'da yüzde
5. İşte biz bu tablodan dolayı cumhuriyetin performansını beğenmedik
ve ikinci cumhuriyet görüşünü ortaya attık."
Ankara'nın yeryüzüne ve çağdaşlığa direndiğine işaret eden Prof.
Altan, AB sürecinin başlaması ile merkezi yönetimin, Türkiye'nin
zengin ve özgür olmasını önlediğini savundu. "Yeryüzünün buna
tahammülü yok." diyen Altan, "Yeryüzünün istekleri Türk
halkının istekleri ile birleşiyor. Yüksek yaşam standardı hepimizin
talebi. Yeryüzü bizim zenginleşmemizi istiyor. Bunun ideali liberal
demokrasidir. Ankara için deniz bitti. Artık değişmek zorunda."
Dedi.
Gelinen noktadan memnun olduğunu vurgulayan Prof. Altan, "Demek
ki ikinci cumhuriyetçiler hain değilmiş." şeklinde konuştu.
Türkiye'de ikinci cumhuriyetçiler olarak bilinen liberal aydınlardan
bazıları ise şunlar: Prof. Mehmet Altan, Prof. Savaş Akat, Cengiz
Çandar, Etyen Mahçupyan, Kürşat Bumin, Ali Bayramoğlu ve Gülay Göktürk.
Mehmet Altan
20.01.2000 - Zaman
|